Rekora katkıda bulunan karateciler Habertürk HT Stüdyo’da altın madalyaların hikâyesini anlattı

‘Türkiye yer çekim merkezi’

Karate, Türkiye’ye 1962’de güreş antrenörü Halil Yüceses‘in girişimleriyle girdikten sonra Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yakın dövüş eğitiminde yer bulmasıyla yaygınlaştı.
Yaygınlaşmasında Bruce Lee ile Wang Yu filmlerinin de etkisi bir hayli fazlaydı.
Neredeyse her mahallede karate derslerinin de verildiği Uzak Doğu dövüş sporları kursları vardı.
Türkiye’de bir hayli sporcusu olmasına rağmen popüler sporlar arasında yer almayan karate, geçtiğimiz mayıs ayında gündem oldu. Bunun nedeni elbette rekor düzeyde kazanılan madalyalardı.

Mayısta Gaziantep’te düzenlenen Avrupa Büyükler Karate Şampiyonası’nda milli takımımız 7’si altın olmak üzere 11 madalyayla rekor kırdı.
Serap Özçelik Arapoğlu, Eda Eltemur, Eray Şamdan, Burak Uygur ve Erman Eltemur düzenlenen müsabakalarda sergiledikleri başarılı performanslarla altın madalyanın sahibi oldu. 

Kata bireyselde tatamiye çıkan Ali Sofuoğlu 0.72 puan üstünlükle şampiyonluğa ulaşırken, kadın kata milli sporcumuz Dilara Bozan, final müsabakasında rakibine mağlup olarak ikincilik elde etti.
Kadın kata milli takımımız üçüncülük maçında bronz madalyaya erişirken, Ali Sofuoğlu, Enes Özdemir, Emre Vefa Göktaş‘tan oluşan erkek kata milli takımımız Avrupa Şampiyonu olarak altın madalyalara bir yenisini daha eklediler.

Milli takımımız aldıkları altın madalyalarla bizlere 7 kez İstiklal Marşını dinletirken, para karate kata sporcularımızdan Mürvet Demirtaş; gümüş, Oya Ekici ise ülkemize bronz madalya kazandırdı.

Türkiye Karate Federasyonu Başkanı Av. Aslan Abid Uğuz ile altın madalyalı milli sporcularımız Eda Eltemur ile Erman Eltemur konuk oldukları Habertürk HT Stüdyo‘da Avrupa Büyükler Karate Şampiyonası’nda kırılan madalya rekorunun hangi etmenlere dayalı olduğunu, karate sporunun önemi ve hedefleri hakkında açıklamalarda bulundu.

57. Avrupa Şampiyonası’nda madalya rekoru kırdık. Bu başarının temelinde hangi etmenler bulunuyor?
Aslan Abid Uğuz: 7’si altın olmak üzere toplamda 11 madalya aldık. Avrupa Şampiyonaları tarihinde karatede bir ilki gerçekleştirdik, rekor kırdık. Çok mutluyuz. Bu süreçte 5 kez kamp yaptık hem sporcular hem teknik kurul hem de yönetimimiz özverili bir şekilde bütün olarak ve birbirleriyle kenetlenerek çalışma gerçekleştirdi. Bir takım havasını yakaladık ve bunun neticesinde de özlediğimiz ve beklediğimiz başarıyı aldık. ‘Özlediğimiz’ diyorum çünkü önceki dünya şampiyonasında hemen hemen takımın çatısı aynı olmasına rağmen ciddi sıkıntılı bir şampiyona yaşamıştık. ‘Beklediğimiz’ diyorum çünkü bu şampiyonlukları da böyle bir altın madalya serisini de bekliyorduk. Hatta benim daha fazla alma ümidim vardı. Maalesef Tuğba ve Meltem biri elinden biri ayağından kırık olmak suretiyle sakatlandı ama yine de çok mutluyuz.

Türkiye’de karate sporuna olan ilgi ne ölçüde?
Aslan Abid Uğuz: Türkiye’de karate sporuna ilgi gerçekten çok fazla. Yaklaşık 200 bin sporcumuz bulunuyor. Bizim hedefimiz bu ilgiyi canlı tutabilmek. Ben genelde bunu anlatırım, bizim sporumuzun en büyük sorunu; çocukları veya spora başlayanları o sporda tutamamak. Biz antrenörlerimiz ve kulüplerimizle ortak bir çalışma yapıp özellikle küçük yaşta bu spora başlayan çocukları sporda tutarsak, karatenin içinde tutarsak inanıyorum ki çağ atlatma ötesi bir şey gerçekleştireceğiz. İlgi çok var ve bu iyi bir şey. Ben dün akşam liseden arkadaşlarımla yemekteydim, hepsinin ortak söylediği; bir önceki programdan, bizim milli sporcularımızdan, almış oldukları başarılardan, onların ekrandaki konuşmalarından, karatenin ne kadar elit bir spor olduğuydu. Hepsi çocuklarını nerede karateye başlatabiliriz diye düşünüyorlar. Bu tanıtarak olabilecek bir şey, bizim de amacımız bu zaten. Karatenin imajını yükseltmek… En başından beri bunu söylüyorduk, söylemeye de devam edeceğiz. Karatenin imajı yükseldikçe, insanlar karateyi tanıdıkça bu spor yükselecek. Okullarda da çok büyük projelerimiz var, öğretmenlerimizle karateyi tanıttıkça özlendiğimiz yerlere geleceğimize inanıyoruz.

Karate sporu neden önemlidir?
Aslan Abid Uğuz: Karate sporu bir sporcuya yani çocuğa kattıkları bakımından çok önemlidir. Öncelikle özgüven kazandırır, rakibine, karşısındaki insanlara saygıyı kazandırır. Bizim toplumumuzun en büyük sorunlarından biri de kendisiyle aynı fikirde olmayan insanlara saygı duyulmaması veya kendi fikrini ona diretmesiyle ilgili problemlerden kaynaklanıyor. Karate yapan bir sporcunun özgüveni vardır, karşısındaki onun rakibi de olsa biraz önce ona yumruk atmış da olsa ona saygısı vardır. Karate, ritüelleri olan bir spor. Tüm bunları topladığımızda bu sporu yapan sporcusuna hatta o sporu yapan sporcudan etkilenen veliye ve onların arkadaşlarına kadar etkisi olan bir spor.

Eda, altın madalya kazandın. Neler hissediyorsun?
Eda Eltemur: Çok mutluyum. Çünkü bu hayal ettiğim ve hedeflediğim bir altın madalyaydı. Avrupa Şampiyonası öncesinde başka bir programda konuşurken, kendimden çok emin bir şekilde konuşmuştum, bir bakıma maça gitmeden önce altın madalyayı almıştım. Orada da gidip iyi bir performans göstererek altın madalyayı boynuma takmak beni gerçekten çok gururlandırdı, çok mutluyum.

Erman, sen de altın madalya kazandın. Sen neler hissediyorsun? İki kardeş altın madalya kazandınız. Anneniz ve babanız büyük gurur duyuyordur.
Erman Eltemur: Çok mutluyuz, çok gururluyuz. Ailecek gururluyuz. Benim de uzun yıllardır bireyselde beklediğim bir şampiyonluktu. Gerçekten burada şampiyon olmayı çok istedim, onun için 5 aylık kamp sürecimde çok çalıştım, çok mücadele ettim, en nihayetinde de kendi ülkemizde, kendi seyircimizin önünde, ailemizin önünde, tüm destekleyenlerimizin önünde altın madalyayı boynumuza asmak nasip oldu. İnşallah önümüzdeki maçlarda da Eltemur Ailesi olarak Türk sporuna ve Türk karatesine yine altınlar kazandırmayı hedefliyoruz.

Karate sporundaki en büyük sorunumuz nedir?
Aslan Abid Uğuz: Karate sporunun diğer tüm amatör sporlardan farklı sorunları yok.

Anladığım kadarıyla finansman sorunu var.
Aslan Abid Uğuz: Maalesef öyle bir sorun var. Bu konuda zaten karatenin en büyük destekçisi diğer tüm amatör sporlar gibi bakanlıktan aldığı bütçedir. Diğer profesyonel sporların, futbolun gördüğü ilgiyi amatör sporlar maalesef göremiyor o yüzden biz kendi içimizde kaynaklar yaratmaya çalışıyoruz. Bunun sebeplerinden bir tanesi de dünyada yaşanılan problemler çünkü bizim sponsorlarla yapmaya çalıştığımız anlaşmalarda herkes önünü görmeye çalışıyor. Bu senenin nasıl geçeceğini düşünüyor.

Bu durum pandemiden önce de aynı mıydı?
Aslan Abid Uğuz: Pandemiden önce bu kadar değildi ama şimdi bu pandemi sonrasında özellikle dünyada da ekonomik sorunlar var. Ülkeler beklemedikleri bir enflasyonla karşı karşıyalar, bununla ilgili olarak şirketler de tedbirli oluyorlar ve maalesef bu gibi durumlarda, yangında ilk kurtarılacak olan nedir? Bu sponsorlukları bitirirler ya da dondururlar ama biz hiçbir zaman yönetim anlayışı olarak şikâyet eden bir yönetim anlayışı değiliz. Dün bakanlıktaydım, bizimle ilgilenen bakan yardımcımıza da söyledim; “Biz şikâyet etmek istemiyoruz, biz yapabildiklerimizi sunup daha iyi yapabileceklerimizi göstermek istiyoruz.” Olan imkânlarla en iyisini yapmak bizim ana temamız. O yüzden şikâyet etmek yerine biz yapacaklarımıza devam edeceğiz.

Erman ve Eda, şampiyonalara nasıl hazırlanıyorsunuz?
Erman Eltemur: Bu Avrupa Şampiyonası için söyleyeyim; şubat ayında Türkiye Şampiyonası’ndan sonra milli takım seçildi. Sonra kampa girdik ve 5 tane kamp yaptık; ağırlık kampı, fiziksel kamplar, karate kampları, mücadele kampları gibi kamplarımız devam etti. Güzel bir hazırlık süreci geçirdik. Şimdi Akdeniz Oyunları için Avrupa Şampiyonası defterini kapattık, önümüzde artık başka bir hedef var. Bunun için tekrar aynı şekilde çalışmalarımıza başladık. Zaten Akdeniz Oyunları’na da kısa bir süre var. Karate antrenmanlarımıza devam ediyoruz. Ben dört sene önceki Akdeniz Oyunları’nda da 75 kiloda altın madalya almıştım, Allah nasip ederse bu başarımı tekrar etmeyi istiyorum. Eda da gümüş madalya kazanmıştı. Cezayir’de düzenlenecek Akdeniz Oyunları’ndan iki altınla ayrılmak istiyoruz, bunu yapabilecek güçte olduğumuza inancımız var, çalışmalarımız, hedeflerimiz ve isteklerimiz de bu yönde, önümüzdeki hedefimiz bunu gerçekleştirmek.

Eda, sen neler söylemek istersin?
Eda Eltemur: Ağabeyimin de dediği gibi Avrupa Şampiyonası’na kadar iyi bir hazırlık süreci geçirdik. Avrupa Şampiyonası’nı güzel bir şekilde tamamladık ama artık bu geride kaldı. Çünkü çalışmazsak, istemezsek bir daha bize altın madalya vermeyecekler. Bu yüzden aynı başarıyı tekrarlayabilmek için antrenmanlarımıza devam etmemiz gerekiyor. Biz de şu an çalışmalarımızı sürdürüyoruz, Akdeniz Oyunları’nda da en iyi şekilde iyi bir performans göstereceğimizi umut ediyorum.

Karate sporunda en yüksek mertebedeki başarı nedir?
Aslan Abid Uğuz: Her sporda olduğu gibi olimpiyattır. Dünya şampiyonluğu da çok önemli bir mevkidir ama sporun kaynağı olimpiyat ruhu olduğu için olimpiyat şampiyonluğu her sporcunun, her yöneticinin ve federasyon başkanının hayalidir. Bu hayalimizi inşallah 2028’de gerçekleştireceğiz. 2024 için bir yol kazası oldu, karate maalesef Fransa’da olmayacak o yüzden biz bu süreçte tabiri caizse dünya şampiyonalarıyla idare edeceğiz ve 2028 olimpiyatlarına hazırlanacağız.

2024’teki olimpiyatlarda karate mi yok, yoksa biz mi yokuz?
Aslan Abid Uğuz: Alınan biraz politik biraz da judo lobisiyle alakalı bir kararla karate olmadı. Olimpiyatlarda karate olmayacak. Biz zaten karatede lokomotif bir ülkeyiz, Türkiye’nin olmadığı hiçbir organizasyon düşünülemez, öyle bir organizasyon eksik kalır. Türkiye, karatenin yer çekim merkezidir. O yüzden her organizasyonda inşallah biz de varız.

Karate sporunun size edindirdiği en önemli öğretiler neler oldu?
Eda Eltemur: Özellikle öz disiplin ve kontrol, karate insanı bir sinir anında veya tartışma olayında kendini kontrol edebilecek düzeye getiriyor ve öz terbiyeyi devreye sokuyor, bu çok önemli. Bu yüzden başarıyı getiren etmenleri sağlıyor diyebilirim.

Bir de sabır değil mi?
Erman Eltemur: Ben de onu söyleyecektim. Örnek veriyorum; bir hedefiniz var ve o hedefinize giderken bazen her şey istediğiniz gibi gitmeyebiliyor. Karate size sabretmeyi, mücadele etmeyi, mücadeleci ruhu kazandırıyor. Karate sporunun dışında başka hangi sporlar bunu sağlayabiliyor bilmiyorum ama karate sporu, gerçekten kendine bir hedef koyduysan, önüne ne çıkarsa çıksın onlarla mücadele etme ruhunu sana katıyor. Sabrederek, o disiplini yaşayarak, o disiplini kendine düstur ederek, hedefine gitmek için sabrediyorsun, mücadele ediyorsun. Sana o hırçınlığı ve ruhu katıyor.

Karate sporuna başlamak için en uygun yaş kaçtır?
Aslan Abid Uğuz: Bu benim şahsi fikrim, özellikle çocuklar için biraz kendilerini bilmeleri gerekiyor. Ben 7 – 8 yaşları uygun görüyorum ama biraz gecikmiş olanlar da varsa her yaşta karate yapılabilir. Özellikle ortaokul çağlarında da bu spora başlayan çocukların çok başarılı olduğunu gördük. Bizim veteranlar grubumuz da var, 40 yaşından sonra karateye başlayıp orada derece yapanlar da var, her sporda olduğu gibi karatenin de aslında yaşı yok. Ama uygunluk anlamında benim fikrim ilkokul ile birlikte başlanması çok uygundur.

Bireysel sporların biraz sıkıcı olduğu düşünülür. Bu düşünceyi yıkmak için mutlaka önlemleriniz vardır. O yöntemler nelerdir?
Aslan Abid Uğuz: Tabii ki dojolardaki yöntemler, eski sert hocalar artık yerini daha anlayışlı, oyunla birlikte sporu yürüten dojolara dönüştü. Zaten böyle de olmak zorunda. Çağa ayak uydurmamız lazım çünkü çocuklar da değişti. Biz küçüklüğümüzde ailemize gelip anlatamazdık ama şimdi aileler her şeyin içinde, bence doğrusu da bu. İlkokuldaki okuma yazma çağındaki çocukların sınıf öğretmenleriyle konuştuğumda, “40 dakikalık derste 10 dakika ders 30 dakika çocuklarla oyun oynuyorum yoksa onların konsantre olmasını sağlayamam” demişti. Bu bağlamda gerçekten artık antrenörlerimiz çok bilinçli, kademe kursları neticesinde, eğitimler sonucunda herkes antrenör olamıyor ancak bunları başaranlar olabiliyor. Dolayısıyla eğitimli ve bilgili antrenörlerin kontrolünde karate sporu bence zirveye doğru koşuyor.

Serap Özçelik Arapoğlu

Serap Özçelik Arapoğlu

Şu anda Türkiye derece olarak nasıl bir konuma sahip?
Aslan Abid Uğuz: Biz bu Avrupa Şampiyonası’nda aldığımız başarıyla dünya sıralamasında zaten yukarıda olan yerimizi hem sağlamlaştırdık hem de ileriye aldık. Karatenin yer çekim merkezi Türkiye oldu. Bunu Dünya Karate Federasyonu başkanı söylüyor. Tabii bu sporun buraya gelmesinde geçmişte emekleri olan herkese teşekkür ediyoruz. Biz hep şunu söyledik; “İyi olan bir şeyi çok iyi, çok iyi olan bir şeyi mükemmel yapacağız, mükemmel olan bir şey varsa da onu koruyacağız.” dedik. Bizim amacımız karateyi zirveye taşımak, dünyada bir numara yapmak. Şu an ilk beşteyiz, bir numara yaptıktan sonra da sürdürülebilirlik çok önemli, orada demir atmamızı sağlamamız lazım, amacımız bu.

Eda ve Erman, sokakta birisi size sataşsa ya da bir kapkaççı bir şeyinizi alıp kaçsa ona karşı tavrınız ne olur? Karate tekniklerini kullanır mısınız? “Dövüş sporları minderde kalır, dışarıda asla kullanılamaz” diye bir yemin ediyormuşsunuz diye duydum, öyle midir?
Erman Eltemur: Sokakta, trafikte bir tartışmada kavga etmemek için ya da fiziksel anlamda bir sıkıntı yaşamamak için mücadeleye girmemek için o en son çaredir.

Örneğin yolda giderken bir adamın bir kadına zarar verdiğini gördün.
Erman Eltemur: O konuda çok başka olur. Çünkü bunlar toplumu ilgilendiren temel sorunlar. Bir kadını o pozisyonda görürsek kayıtsız kalamayız, kimse kayıtsız kalamaz. Fiziki anlamda onu darp etmesen bile tabii ki müdahale edersin. O sana o pozisyonu yaratırsa, sana haksızlık yaparsa, o seni fiziki anlamda darp etmeye kalkarsa orada da gerekeni yaparsın. Çok zor şeyler değil aslında. Çünkü karate sporu, dediğimiz gibi mücadele sporu, gücün kontrolü ama istediğiniz zaman da güç yapabileceğiniz bir branş, size bunu öğretiyor. Sokakta yaşayabileceğin bir olaya karşı, örnek veriyorum; ‘sokak dövüşü’ diyorlar ya o pozisyonlarda ne yapabileceğini sana öğretiyor. Öyle bir durumda Türkiye’deki bütün karateciler gerekeni yapabilecek güçte ama yapmamak için elinden geleni yapıyorlar.

Eda, senin başına hiç böyle bir şey geldi mi?
Eda Eltemur: Bunlar aniden olan şeyler olduğu için anlık oluyor ama ‘böyle bir şey yaşadın mı?’ derseniz, Fransa’da yaşamıştım. Dışarı çıktığımda önüme birden bir tinerci çıkmıştı ama ben orada tamamen soğukkanlı bir şekilde tepki gösterdim ama kesinlikle vuruş içeren bir şey yapmadım. Çünkü o en son yapacağım bir şey olurdu. Bazı durumlarda kendimi korumam gerekiyor ve koruma olayını da nasıl yapabileceğimi bildiğim için en iyi şekilde kendimi korurdum.

200 bin sporcunuz var ama karate çok popüler bir spor değil. Bu konuda neler düşünüyorsunuz, nihai hedef nedir?
Aslan Abid Uğuz: Bizim ana hedefimiz karatenin imajını yükseltmek ve bir aile “Ben çocuğumu spora başlatmak istiyorum.” dediğinde aklına gelecek ilk 5 spordan biri olabilmek. Çünkü biliyorsunuz, spor denilince akıllara önce futbol, basketbol ve voleybol geliyor. Biraz önce sorduğunuz sorunun sonuna bir ek yapayım. Bizim için önemli olan çocuklara özgüven verebilmektir, bunu sadece kavga olarak düşünmeyelim, bu bir toplumda, iş yerinde, bir iş mülakatında da olabilir.

Dövüş sporlarının üzerinde öyle bir algı var ama aslında sizin de anlattığınız gibi salt dövüşe yönelik bir spor değil.
Aslan Abid Uğuz: Evet, kendine olan özgüvenini o çocuğa vermektir. Biliyorsunuz bu dövüş etme dürtüsü insanın içindeki hayvani bir refleksten kaynaklıdır ve hayvanlara da baktığınızda karşı karşıya geldiklerinde hangisinin yeneceğini anlayıp bir tanesi çekip gider. Teşbihte hata olmaz, şunu anlatmaya çalışıyorum; bizim sporcularımız da o özgüveni yakaladıkları için karşısındakinin gözlerinin içine bakıp sen buradan zararlı çıkarsın imajını verebileceği için sadece önemli olan kavga etmek değildir. Biz zaten dojolarla antrenmanlarımızda çocuklarımıza bunu verdirmeye çalışıyoruz. Bu yönüyle çok yararlı bir spordur, bu özgüven sadece bu iş için değil iş hayatında, mesleğinde, aile yaşantısında, ileride anne-baba olduğunda, çocuklarına karşı vereceği eğitimde, onlara gösterdiği duruşta da sonsuz yarar sağlar. Dediğim gibi karate ritüelleri olan bir spordur, saygıyı, sevgiyi gösterir dolayısıyla bizim hedefimiz bunları insanlara anlatmak ve karateyi çok yaygın bir şekilde göstermek ve sevdirmek.

Ali Sofuoğlu

Ali Sofuoğlu

Bir yılda kaç uluslararası organizasyon düzenleniyor?
Aslan Abid Uğuz: Bazen 10 bazen 12. Bu yıl çok yoğun bir dönemdeyiz. Bir de bu uluslararası organizasyonlar kendi içinde en büyük organizasyonlara kota vermek dediğimiz yani o ufak organizasyon gibi gözüken organizasyona katılmazsanız oradan puan almazsanız. Bir Avrupa veya dünya oyunlarına bir şampiyonaya gidemiyorsunuz. Dolayısıyla hepsi birbirini bağlayan, takip eden organizasyonlar oluyor. A Milli Takım seviyesinde, büyükler seviyesinde yıl içinde 10 – 12 organizasyon oluyor. O yüzden çocuklarımız sürekli kamptalar, sürekli hazır olmak durumundalar. Eda daha 23 yaşında, Erman da 28. Önlerinde çok uzun seneler var, Avrupa Şampiyonası’nda 38 yaşında bir sporcu geldi ve derece yaptı. Geçen sene de dünya şampiyonu oldu. Kendisini iyi koruyan, kendisine iyi bakan bir sporcu olduğu için bu başarıyı elde etti. Bu iki kardeşimizden de Türk sporunun beklentisi çok fazla. Bu sene de çok iyi bir başlangıç yaptık, diliyoruz devam edeceğiz.

Eray Şamdan

Eray Şamdan

Sporcular milli takım mertebesine nasıl yükseliyorlar?
Aslan Abid Uğuz: Milli takım seçme yönetmeliğimiz şu şekilde; Türkiye Şampiyonası’nda derece yapan sporcuları alıp seçme yapıyoruz, yani sadece Türkiye Şampiyonası’nda birinci olması yeterli değil seçmeyi de kazanması lazım.

Enes Özdemir

Enes Özdemir

Şampiyon olduktan sonra ne oluyor?
Aslan Abid Uğuz: Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü seçiliyor ve bazen bu dört kişi haricinde teknik kurul iyi bir sporcuyu gördüğünde, aralarda elendi ama o da olsun diyebiliyor, nadir de olsa kendi aralarında bir seçme yapabiliyorlar. O seçmede de birinci olursa sporcuyu milli takıma alıyoruz. Yani milli takıma girmek de Avrupa Şampiyonası’nda madalya almak kadar zor çünkü arkalarında hem daha genç sporcularımız hem de mücadele eden sporcularımız var.

Emre Vefa Göktaş

Emre Vefa Göktaş

O kadar çok sporcu var ki onların arasından çıkıp milli takıma yükselmek oldukça zor olsa gerek.
Aslan Abid Uğuz: Gerçekten zor bir mücadele.

Erman ve Eda, milli takımda olmak size ne hissettiriyor?
Erman Eltemur: Milli takımda olmak, ülkemizi başarılarla temsil etmek gerçekten çok mutluluk verici, çok gurur veriyor. Bizler de bayrağımızı, milli takımımızı ve camiamızı en iyi şekilde temsil etmek için mücadelemizi veriyoruz, antrenmanlarımızı yapıyoruz. Bizim de önümüzde uzun yıllar var, gerçekleştirmek istediğimiz daha çok hedeflerimiz var, bunları birer birer gerçekleştirmek istiyoruz ve o gücümüzün var olduğuna inanıyoruz. Türk sporuna ve Türk karatesine en iyi şekilde hizmet etmek istiyoruz.

Eda, karate sporuna başlamak isteyenlere neler söylemek istersin?
Eda Eltemur: Benim karateye başladığım dönemde karate, kız çocukları tarafından çok fazla tercih edilmeyen bir spordu. Çünkü çok fazla vurdulu – kırdılı geliyordu. Ben hep 30 – 40 kişilik erkek sporcu gruplarıyla antrenman yapardım. Şu anda karateye kız çocukları daha çok istekli, bu durum beni gerçekten mutlu ediyor. Güvenle ve isteyerek bu spora başlayabilirler. Çünkü işin içerisine girince ve belirli bir süre sonra madalyalar almaya başlayınca gerçekten isteyerek ve hevesle devam edebilecekleri bir branş. Ben yapabileceklerine inanıyorum.

Başarılı olurlarsa şevkleri daha çok artar değil mi?
Eda Eltemur: Tabii ki çünkü bir hedef başarıyorsunuz ve daha iyisini yapma isteği uyanıyor. Bu bana yeter deyip kenara çekilme olayı yerine, ben bunu başardıysam daha iyisini yapabilirim isteği artıyor.

Madalyalı milli sporcularımız Serap Özçelik Arapoğlu, Eray Şamdan, Ali Sofuoğlu, Emre Vefa Göktaş ve Enes Özdemir ise sorularımızı mail yoluyla cevapladı.

Karate sporu size ne ifade ediyor?
Serap Özçelik Arapoğlu: Karate hayatıma yön veren, gelişmemi, maddi ve manevi anlamda olgunlaşmamı sağlayan bir spor diyebilirim.
Eray Şamdan: Karate benim için bir yaşam tarzı. Olmazsa olmazım.
Ali Sofuoğlu: Karate benim için 7 yaşında başladığım ve hayatımın büyük bir kısmında yer alan bir iş. En iyisi olmak istediğim ve bunun için emek harcamaktan yorulmayacağım bir iş.
Emre Vefa Göktaş: Karate benim için bir yaşam tarzı. Hayatımın büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bütün hayatımı yaptığım sporuma odaklı devam ettiriyorum.
Enes Özdemir: Karate sporu bana kariyer, başarı, azim, irade gibi anlamları ifade ediyor.

Karate sporu neden önemli?
Serap Özçelik Arapoğlu: Karate felsefe olarak kontrolsüz güç güç değildir mottosunu içeriyor. Yani sen atak yapacaksın, atağın çok hızlı, güçlü olacak ve rakibine zarar vermeyeceksin. Bunun haricinde rakibine atak yaparken puan vermeden nasıl ondan önce puan alabilirim diye düşünüyorsun. Yani hem fiziksel hem de mental olarak oyunun içerisindesin. Rakibine, hocalarına ve arkadaşlarına saygıyı da gösteriyorsun bu sebeplerden karate branşının önemli olduğunu düşünüyorum.
Eray Şamdan: Karate insanı ruhen ve fiziken geliştiren aynı zamanda DO disiplini kazandıran bir branş. Saygı ve hoşgörünün önde geldiği savunma sporu olduğu için kişisel gelişimde de önemli rol oynuyor.
Ali Sofuoğlu: Karate insanı disipline eden bir branş. Başarmaya çalışmak ise size sabır kazandırıyor. Bu sebeple siz başardıkça size kattıkları da daha fazla oluyor.
Emre Vefa Göktaş: Karate benim çocukluğumdan beri, yaptığım sporum. Bir alışkanlığım, uzun vadede kazandığım kaybetmek istemediğim bir hayatım. Bu yüzden benim için çok kıymetli.
Enes Özdemir: Karate sporu benim kariyerimde daha başarılı olmam için daha önemli. Çünkü bu işte daha iyi yerlere gelebileceğimden dolayı benim için önemli.

Sizi karate sporuna yönlendiren etmenler neler oldu?
Serap Özçelik Arapoğlu: Tamamen şans diyebilirim. Küçükken spora yeteneğim vardı. Çok hızlı koşuyordum ve çok esnektim. Hayalim jimnastikçi olmaktı ama bir arkadaşım bana dedi ki “Serap gel seninle karateye yazılalım.” Ben de bunun üzerine konuyu babama açtığım zaman “aylık 20 TL ise gidebilirsin kızım” dedi. Biz bir gittik 7.30 liraymış tabi ben havalara uçtum. Bana bunu söyleyen arkadaşım ne yazık ki benimle birlikte yazılmadı ben şans eseri karate branşıyla tanışmış oldum.
Eray Şamdan: Babamın karateci olmasıyla yönlendim. Bu benim için büyük şans oldu.
Ali Sofuoğlu: Olimpiyatlarda da antrenörlüğümü yapan kuzenim Metin Sofuoğlu’nun karateye başlaması oldu. O başarılı oldukça bende yapmak istedim.
Emre Vefa Göktaş: Babam sayesinde bu sporla tanıştım. Kendisi de karate antrenörü ve benim ilk antrenörüm. İlk hocam babam diyebilirim.
Enes Özdemir: Karate sporuna yönelmem tamamen babamın isteğiyle oldu. Çok şükür iyi ki başladım ve çok güzel bir şekilde ilerliyorum.

Müsabakalara nasıl hazırlanıyorsunuz? Hazırlık için yeterince imkânlara sahip misiniz? Başarılı bir karateci olmak için özelliklere neler yapılmalı?
Serap Özçelik Arapoğlu: Müsabakalara milli takımdayken günde çift antrenman yaparak hazırlanıyoruz. Antrenman olarak gerçekten sağlam ve sıkı antrenmanlar yapıyoruz. İmkân olarak ne yazık ki çok iyi imkanlara sahibiz diyemeyeceğim çünkü bir otel odasında kalıyoruz ve sabah akşam oradayız. Bir tane salon bize tahsis ediliyor, biz orada antrenmanlarımızı yapıyoruz. Bu konuda hala profesyonelleşemedik. Ne yazık ki masöz, fizyoterapist yani anlayacağınız sağlık ekiplerimiz de eksik.
Başarılı bir karateci olmak için bıkmadan usanmadan çalışmak, teknik olarak kendini geliştirmek ve sabırlı olmak gerek. Çünkü bizi geliştiren şey çok tekrardır ve çok tekrar yaptığın zaman mükemmel tekniğe kavuşabilirsin. Bazen “yine mi aynı şeyleri yapıyorum” diyorsun, sıkılıyorsun ama sabırlı olmak burada devreye giriyor. Biliyorsunuz ki; Sabır acıdır meyvesi tatlı…
Eray Şamdan: İmkânlara sahibiz. Türkiye’nin hatta dünyanın en iyi sporcularıyla beraber kamp yapma şansımız oluyor güçlü bir takımız. Ben antrenmanlarımı her zaman maç havasında yaparım. Zorlu oluyor ama karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Başarılı bir karateci olmak için disiplinli idealist biri olmalısınız. Antrenmandan, uykuya ve beslenmeye kadar birçok konuda dikkat edilmesi gerekir.
Ali Sofuoğlu: Antrenman periyodu ve programı hoca tarafından takvime göre ayarlanıyor. Ben sadece yaptığım antrenmanlara tik işareti koyuyorum ve hocaya uyuyorum.
Sabırla çok çalışılmalı. Evet, birçok iş için geçerli. Ama burada sabretmeniz gereken etmenler daha çok. Doğru antrenman çok önemli.
Emre Vefa Göktaş: Hedef müsabakalarımı belirliyoruz ve çalışma takvimini oluşturduktan sonra hazırlık sürecimiz başlıyor. Atletik performans testleri, teknik kriterler üzerinde testler yapıyoruz eksiklerimizi belirledikten sonra bunlar üzerinde bilimsel çalışmalarla devam ediyoruz. Disiplin çok önemli, yapamadığın noktada devam edebilmen gerekiyor. Kendi kırılma noktanı bulup sınırlarını aşabildiğinde neler yapabileceğini göreceksin. Burada en önemli faktör bence ekip çalışması ve motivasyon.
Enes Özdemir: Müsabakalara tabii ki belli bir program ve düzenle hazırlanıyoruz. Federasyonumuza bize maç öncesi kamp düzenlemesinden dolayı da teşekkür ediyoruz. Başarılı bir karateci olmak için öncelikle çok çalışmak ve birazda yeteneğimizin olması lazım. Bence karateye başlamadan önce esneklik ve biraz da vücut ağırlığıyla ilgili bir spordan sonra başlanırsa daha başarılı olunuyor.

57. Büyükler Karate Şampiyonası’nda 11 madalyayla Avrupa Şampiyonu olmak size neler hissettirdi? Başarının temelinde hangi unsurlar vardı? Türkiye’nin karate sporundaki konumunun daha da yüksek seviyelere çıkması için öncelikle neler yapılmalı?
Serap Özçelik Arapoğlu: Avrupa Şampiyonası’nda 6’ncı kez büyükler Avrupa şampiyonluğuna ulaştım. Ekip olarak genel klasmanda 1’inci olduk, gerçekten inanılmazdı. Bunun temelinde özveriyle çalışmak, istek ve hedefler yatıyor. Zaten şu an yüksek seviyedeyiz, önemli olan yerimizi korumak.
Eray Şamdan: Avrupa şampiyonasını çok başarılı bir şekilde tamamladık. Hem ferdi olarak hem de takım olarak gerçekten iyi durumdayız. Önümüzdeki maçlarda bu tempoyu bozmadan bu başarıyı devam ettirmek istiyoruz.
Ali Sofuoğlu: Emeğinizin karşılığını aldığınızı hissettiğiniz en önemli yer birincilik kürsüsü ve hissettiğim için çok mutluyum. Ben başarımı az önce yazdığım sabır ve doğru antrenmana bağlıyorum. Daha iyi bir seviyeye gelmenin yolu var olan iyileri bozmadan daha iyi olmanın yolunu aramak. Bu detaylandırılabilir tabii ki.
Emre Vefa Göktaş: Öncelikle çok mutluyum. Allah’ıma şükürler olsun üst üste ikinci kez altın madalya almak nasip oldu. Tarihimizde bir ilki daha başardığımız için çok mutlu ve gururluyum. Takım olarak İstiklal Marşı’mızı okutmak benim için bir şeref. İstikrarlı olmanın ve ekip olarak çalışmanın karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Başarı büyük bir zincirin halkalarından oluşur. Birinde aksaklık olursa zincir kopar. Biz bunun kopmasına izin vermediğimiz için bugün şampiyon olabildik. Daha iyi daha büyük başarılar için rehavete kapılmadan daha sıkı ve özveriyle çalışmaya devam etmeliyiz. Allah’ımın izniyle yapacağımıza başarabileceğimize inanıyorum. İnanmak başarmanın yarısı, diğer yarısı ise çalışmak. Zaten biz çok çalışkan bir takımız. İnşallah güzel başarılar ülkemize, milletimize kazandırabiliriz.
Enes Özdemir: 57. Avrupa şampiyonasında takım karada yarıştım ve son 7’nci altın madalyayı almak ve tekrar son madalya ile rekor kırmak bizi çok mutlu etti. Başarının temelinde tabii ki çok emek var. Sonuçta 3 – 4 ay kamp yapıyoruz ve emeğimizin karşılığını en iyi şekilde aldığımızı düşünüyorum. Bence herkes karateye teşvik edilmeli ve herkesi yeteneğine göre değerlendirmek lazım.

Karate sporuyla ilgilenmeyi düşünenler için önerileriniz neler olur? Karatenin size kazandırdığı en önemli öğretiler neler oldu?
Serap Özçelik Arapoğlu: Karate gerçekten zevkli bir branş. İçerisinde saygıyı, öz disiplini, teknik ve taktiği, oyun içerisinde olabilecek her şeyi içinde barındırıyor. Senin fiziksel olarak görüntüne hiçbir şekilde etki etmiyor. O yüzden kadınlarımızın ve çocuklarımızın yani herkesin yapabileceği güzel bir spor. Gönül rahatlığı ile gelebilirsiniz.
Her zaman kendime bir hedef koymamı ve o hedeften asla vazgeçmemem gerektiğini öğretti. Ben de her zaman kendime bir hedef koydum ve o hedefi gerçekleştirdiğim zaman kendime en büyük ödülü vermiş oldum. Dünyada gezip göremeyeceğim yerleri gördüm. Yeni insanlar tanıdım. Maddi olarak küçük yaşta para kazanmaya başladım.
Eray Şamdan: Karateyi her yaştaki insana önerebilirim ama özellikle çocuk yaşta başlanırsa sporculuk kariyerinde avantajlı olur.
Karate bana hayatımda disiplin ve özgüven kazandırdı. Selamla başlayıp selamla biten bu sporda saygının ne kadar önemli olduğunu öğrendim.
Ali Sofuoğlu: Yeşil mavi kemer seviyelerinde herkese bir sıkılma ve bırakma isteği geliyor. Orada bırakmamalarını ve inançla çalışmaya devam etmelerini öneririm. Karate bana sabırlı olmayı, disiplinli çalışmayı, hangi konu olursa olsun çalışırsam başarabileceğime olan inancımı ve özgüvenimi artırdı.
Emre Vefa Göktaş: Öncelikle antrenörlerinin sözünden çıkmasınlar. Düzenli, disiplinli ve özveriyle çalışsınlar. Başarı onları bulacaktır. Karate sayesinde bugün bu konumdayım. Ülkeme, milletime bu başarıları kazandırdığım için gururluyum. Bu tahmin edilemeyecek bir gurur ve mutluluk. Hani derler ya yaşamadan bilemezsin diye aynen öyle. Bu mutluluğu başka bir şekilde kazanabilir miydim bilmiyorum. Parayla satın alınamayacak bir şey. Bu yüzden aileme, kulübüme, federasyonuma ve beni yetiştiren, bana emek veren bütün büyüklerime, hocalarıma çok teşekkür ederim, minnettarım.
Enes Özdemir: Karate sporu ile ilgilenmek hele kata ile ilgilenmek çok emek istiyor çünkü tekniklerde baya bir emek yatıyor bunun için ben mesela 16 yılımı verdim.




Related Posts

Bir cevap yazın

izmit escort bursa escort İstanbul escort şişli escort betturkey avcılar escort beylikdüzü escort şirinevler escort avrupa yakası escort istanbul escort güzel mesajlar