Umut Evirgen: Onlara bir gece ve bir yolculuk armağan ettim

‘Mücadelemin başındayım’

Günümüzün en önemli sendromlarından biri; kalabalıklar içinde yalnızlık çekmek…
Uzman Psikolojik danışman Zehra Kahraman yalnızlığı şöyle tanımlıyor; “Yalnızlık bir duygudur ve bu duyguyu değiştiren etraftaki kalabalıklar değil, kişinin o kalabalıklarla kurduğu etkileşimdir. Etrafımızda ne kadar çok insan olsa da, kurulan etkileşim yalnızlık duygusunu belirler. Duygusal olarak yalnızlığı tercih eden bireyler; çevrelerinde ne kadar çok insan olsa da her zaman yalnızlık duygusunu taşırlar. Selamlaşılan, günlük sohbetler edilen, yani yüzeysel ilişki kurulan herkesle zamanı paylaşmak mümkün. Ancak yalnızlık hissine iyi gelen ilişkiler daha derin kişisel paylaşımları ve duyguları barındıran ilişkilerdir. Günümüz koşullarında, kalabalıkların içinde kendini yalnız hisseden insan sayısının çokluğu dikkat çeker. Bireysel alan ihtiyacı ile tek başına kalarak kişinin kendine vakit ayırması iyileştiren, besleyen, iyi gelen bir yalnızlık tercihi iken; etrafında kalabalıklar varken yalnızlık hissetmek daha sarsıcı olabilmektedir.”
Umut Evirgen, yeni filmi ‘Kimya’da kalabalıklar içinde yalnızlık sendromunu ‘Kimya’ ve ‘Ender’ karakteri üzerinden hikâyeleştirdi.

Umut Evirgen’in ilk uzun metraj film çalışması olan ‘Ben Bir Denizim’, geçtiğimiz yıl katıldığı festivallerden övgü almıştı. Filmin oyuncularından Sitare Akbaş, 27’nci Adana Altın Koza Film Festivali’nden ‘Türkan Şoray Umut Veren Genç Kadın Oyuncu’ ödülünü kazanmıştı.
Umut Evirgen’in ikinci uzun metraj film çalışması olan, yine senaryosunu yazdığı ve yönettiği ‘Kimya’, geçtiğimiz günlerde 37’nci Varşova Film Festivali’nde ‘Competition 1 – 2’ bölümünde yarıştı.

Melisa Şenolsun, Levent Üzümcü, Belçim Bilgin, Bora Akkaş, İrem Sak, Necip Memili, Alican Yücesoy, Müge Bayramoğlu, Celil Nalçakan, Esra Ruşan ve Gürberk Polat’ın rol aldığı ‘Kimya’, yolları kesişen iki yalnız insanın hikâyesini konu ediyor.
Biri 50’li yaşlarda beyaz yakalı bir adam. Diğeri ise 20’li yaşlardaki genç bir kız. Birlikte geçirdikleri az bir zaman boyunca her ikisi de birbirlerine yalnızlıklarını unutturmaya başlar…

'Kimya' karakterine Melisa Şenolsun hayat verdi.

‘Kimya’ karakterine Melisa Şenolsun hayat verdi.

Umut Evirgen, ‘Ben Bir Denizim’de hep göz önünde olan ama pek de farkında olunmayan bir hayatın açılımını yapmıştı. ‘Kimya’da da başka hayatların… Evirgen, ‘Kimya’nın konusundan yola çıkarak kalabalıklar içinde yalnızlık çekme sendromu merkezli röportajımızda filmin hikâyesinin ortaya çıkışını, ‘Kimya’ ve ‘Ender’ karakterlerini oluşturmasındaki ana etmenlerin neler olduğunu anlattı.

‘Kimya’nın prömiyerini Varşova Film Festivali’nde yaptınız. Festivalde film hakkında size neler söylendi, nasıl yorumlar yapıldı?
Polonya izleyicisi detaycı ve heyecanlıydı. Benim için güzel bir motivasyon oldu. Her soru – cevapta kesin duyduğum, “burası gerçekten İstanbul mu?” oldu. Çok fazla İstanbul gecesinde geçen filmimiz yok. Genellikle daha kırsal hikâyelere alışık olduklarını, yenilikçi ve dinamik bulduklarını söyleyebilirim.

Melisa Şenolsun ile Umut Evirgen, 37'nci Varşova Film Festivali'nde düzenlenen 'Kimya'nın prömiyerinde.

Melisa Şenolsun ile Umut Evirgen, 37’nci Varşova Film Festivali’nde düzenlenen ‘Kimya’nın prömiyerinde.

‘Kimya’nın hikâyesinin çıkış kaynağı nedir? Size günümüzün büyük sorunlarından biri olan ‘Kalabalık içinde yalnızlık çekme’ temasını işlemenizi gerektiren etmenler neler oldu?
Kalabalıklar kadar ilişkiler içinde de yalnız kalabiliyoruz. Uzun uzun toplantı masaları, aile yemekleri, eşle katılınan davetler… Burada çoğunluğun kendini maskelediğine inanıyorum. Ben de etrafımdaki birçok insanın içinde bütünümle ne kadar var olabiliyorum? Emin değilim. Peki bu uyum sorunu mu, yoksa ortamdaki insanlarla yakınlık kuramamamla mı alakalı? Dönen bu düşünceler arasında birbirinden alakasız ‘Kimya’ ve ‘Ender’ karakterini yarattım. Onlara bir gece ve bir yolculuk armağan ettim. Onlardan öğrendiğim; hiç tahmin etmediğiniz bir yabancıyla en yakınlarınızdan daha gerçek daha yoğun bir iletişim kurabilirsiniz. Ön yargıları bırakıp, insanları kategorize etmediğimiz noktada beklenmedik ve daha doyurucu yakınlıklar kurulabiliyor. 

Levent Üzümcü, 'Kimya'da 'Ender'i canlandırdı.

Levent Üzümcü, ‘Kimya’da ‘Ender’i canlandırdı.

Hikâye, belli kişiler üzerindeki gözlemleriniz üzerine mi yoksa zaman içinde edindiğiniz genel gözlemler üzerine mi kurulu?
Zamanla içimde demlenen ilişkiler ve gözlemlerim üzerine…

'Ben Bir Denizim'

‘Ben Bir Denizim’

‘Ben Bir Denizim’de de ‘Kimya’da da hep göz önünde olan ama pek de farkında olunmayan hayatların açılımını yaptınız. Çalışmalarınızın temelini hep göz önünde olan ama farkında olunmayan hayatların açılımını yapmak mı oluşturuyor. Eğer öyleyse bunun nedenleri nelerdir?
Farkında olunmayan hayatlar tabii ki ilgi çekici ve anlatmaya değer oluyor. Ama asıl farkında olunmayan duygular, hazlar veya acıları anlatmak isterim. Gözümüzün önünde olan insanları, durumları bazen derinliğini hissetmeden sadece gördüğümüz kadar sanabiliyoruz. Bu da ilişkilerde yalnızlıklarımızın tohumları oluyor.

'Kimya'nın çekiminden bir an.

‘Kimya’nın çekiminden bir an.

Gece kulüplerinin patronu ve yönetmen – senarist olarak sizce kalabalık içinde yalnızlık çekme sendromunun ana nedenleri nelerdir?
Dinlememek… Gözlemlememek… Hissetmemek… Anlık duygularla, mantıkla, ya da hızlı tüketme alışkanlığıyla ilişkiler kurabiliyoruz. Kurduğumuz iletişimlerde hemen cevabı karşı tarafa vermek yerine biraz nadasa bırakabilsek daha kuvvetli bağlar kurabileceğimize inanıyorum.

‘Kimya’nın oyuncu seçiminde göz önünde bulundurduğunuz kriterler neler oldu?
Senaryoyu yazarken bir yandan da kime gideceğimi biliyordum. Melisa Şenolsun bütün senaryo süresince vardı. Senaryonun her aşamasını okudu. ‘Kimya’nın derinleşmesinde çok faydası oldu. Levent Üzümcü’nün canlandırdığı ‘Ender’ akla gelmeyen ters köşe bir karakter olmalıydı. ‘Kimya’ ile uyumsuz gözükmesi gerekiyordu. Yaşı yaşına boyu boyuna olmaması lazımdı. Bu iki oyuncu seçimini yaptıktan sonra etrafını kurmak daha kolay oldu. ‘Sevinç’ (Belçim Bilgin) ve ‘Ender’ (Levent Üzümcü) çifti, ‘Cemal’ (Bora Akkaş) ve ‘Kimya’ (Melisa Şenolsun) çifti aslında dışarıdan çok da uyumlu gözüken, ilişkileri de hiç fena gitmeyen tipler. Onların bu yalnızlığı çekmesi hikayeyi ilginç kılıyor.

Bir önceki röportajımızda “Yazmak ve yönetmek bana daha iyi geliyor” demiştiniz. Yazmak ve yönetmenin size ne ölçüde iyi geldiğini, hayatınıza nasıl etkilerde bulunduğunu söyleyebilirsiniz? Kendi kendinize olan mücadelede hangi aşamadasınız?
Film çekmek, senaryo yazmak benim üzerine her an her saniye düşündüğüm bir konu oldu. Her gün mutlaka bir şeyler yazıyorum. Vaktini kendini geliştirmeye ve bir senaryo üretmeye adadığın zaman ister istemez hayat sana iyi gelmeye başlıyor. Çünkü inanılmaz bir motivasyon var orada. O karakterlere, olaylara dalmak bütün dünyan oluyor bir anda. Ben de mücadelemin tabii ki daha çok başındayım.

‘Kimya’dan sonra sinema alanında yeni projeleriniz var mı?
Önümüzdeki aylarda tekrar sete çıkmayı planlıyorum. Feride Çiçekoğlu ile iki senedir üzerine çalıştığımız ‘Annesinin Kuzusu’ adlı film projemiz var. Benim için önemli bir senaryo. Hem Feride Hoca ile beraber yazmak çok büyük bir heyecan ve mutluluktu, hem de hikâyeyi çok ilginç buluyorum. Hiç anlatılmayan bir yerden anne – oğul ilişkisi anlatacağız. Bakalım…

Umut Evirgen ismini artık daha sık sinema dünyasında duyacağız gibi görünüyor. Bu alanda nasıl bir kariyer hayal ediyorsunuz ya da nasıl bir kariyer çiziyorsunuz kendinize?
Planlı programlı gidiyorum demek yanlış olur. Sadece önümde sıraladığım senaryolarım ve hikâyelerim var. Sırada ‘Ben Bir Denizim’ ve ‘Kimya’dan sonra yazdığım ‘Annesinin Kuzusu’ bulunuyor. Peşine şu an ilk taslaklarını bitirdiğim üç senaryom daha var. Bir yandan onları geliştirmekle vaktimi harcıyorum… Kendi yazdığım senaryolarımı vakti geldikçe çekmek şu anki hedefim..

Related Posts

Bir cevap yazın

izmit escort bursa escort İstanbul escort şişli escort betturkey avcılar escort beylikdüzü escort şirinevler escort avrupa yakası escort istanbul escort güzel mesajlar