
Kolon kanseri, dünya genelinde en sık görülen ve hayat kaybına yol açan kanser türleri arasında yer alıyor. Özellikle sanayileşmiş ülkelerde artan vaka sayıları, yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının hastalık üzerindeki etkisini bir kez daha gündeme getirirken Medicana Ataköy Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Rektal kanserler de dahil edildiğinde; kolorektal kanserler erkeklerde bronş ve prostat kanserlerinden sonra üçüncü; kadınlarda ise meme kanserinden sonra ikinci sırada görülmektedir. Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı 50 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. En sık görüldüğü yaş grubu 60-70 yaş aralığıdır. Nedeni, diğer birçok kanserde olduğu gibi tam olarak bilinmemektedir” dedi.
Beslenmenin önemi büyük
Kolon kanserinin, gelişmiş ülkelerde daha sık görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Özellikle yüksek kalorili besinler, şeker, karbonhidrat, kırmızı et ve hayvansal yağ tüketimi kolon kanseri riskini artırmaktadır. Buna karşın oleik asitten zengin diyetler (zeytinyağı, balık yağı gibi) bu riski artırmamaktadır. Yağın kolon mukozası üzerinde toksik etkisi olduğu, bitkisel liflerin ise koruyucu rol oynadığı bilinmektedir. Posadan zengin beslenme, kanserojen maddelerin kolon mukozasıyla temas süresini kısaltmakta; dışkı hacmini artırarak zararlı maddelerin seyrelmesine ve mukozaya olan olumsuz etkinin azalmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca kalsiyum, selenyum, A, C, E vitaminleri ve karotenoidlerin kolon kanseri riskini azalttığı ifade edilmektedir. Obezite ve hareketsiz yaşam tarzı da riski artıran önemli faktörler arasındadır” şeklinde konuştu.
Polipler 10 yılda kansere dönüşebilir
“Kolon kanseri gelişiminde ileri yaş, beslenme alışkanlıkları, aile öyküsü, kişisel hastalık öyküsü, inflamatuvar bağırsak hastalıkları rol oynar” diyen Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, şöyle devam etti:
“50 yaş sonrasında risk arttığından, bu yaştan itibaren tarama testlerinin başlatılması büyük önem taşımaktadır. Kolon kanserlerinin büyük bir kısmı, bağırsakta gelişen polipoid oluşumlar (adenomlar) zemininde ortaya çıkar. Bu adenomlar yaklaşık 10 yıl içinde kansere dönüşebilir. Kolon kanserleri uzun süre belirti vermeden büyüyebilir. Özellikle sol tarafta yerleşen tümörler, bağırsakta daralmaya yol açtığından hastalar bir süre sonra bağırsak tıkanıklığı ile karşı karşıya kalabilir. Sigmoid kolon yerleşimli kanserlerde başlangıçta şiddetli kanama, ilerleyen dönemlerde ise zaman zaman dışkıda az miktarda kan görülebilir. Bu durum çoğu zaman basur ile karıştırılarak yanlış tedavilere yol açmaktadır. Sağ tarafta yerleşen kolon kanserlerinde kanama dışkıyla karıştığı için fark edilmesi daha zordur. Bu nedenle sıklıkla gizli kanama ve buna bağlı anemi gelişir.”
Dışkılama alışkanlıklarına dikkat
Dışkılama alışkanlığındaki değişikliklerin, kolon kanserlerinde mutlaka ciddiye alınması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Sağ kolon yerleşimli kanserlerde bağırsak içeriği sıvı olduğundan tıkanıklık genellikle büyük tümörlerde ortaya çıkar. Hastaların önemli bir kısmında hafif ishal, kronik kan kaybına bağlı yorgunluk, halsizlik, kilo kaybı ve genel durum bozukluğu görülür. Muayenede sağ alt karında hassasiyet veya kitle saptanabilir. Sol kolon daha dar ve içeriği daha katı olduğu için tıkanıklık daha sık görülür. Başlangıçta kabızlık ortaya çıkar, ilerleyen dönemde ise kabızlık-ishal döngüsü dikkat çeker. Karında şişkinlik, kolik tarzda ağrı, mukuslu ve kanlı dışkılama hastanın yaşam kalitesini düşürür. 40 yaş üzerindeki bireylerde görülen her anal kanamada mutlaka kolonoskopi yapılmalıdır. Bu hastaların yaklaşık yüzde 10’unda kolon kanseri tanısı konulmaktadır” dedi.
Duruma göre cerrahi önerilir
“Tedavi planı; kanserin yerleşim yeri, evresi ve uzak metastaz varlığına göre belirlenir” diyen Prof. Dr. Erhun Eyüboğlu, “Cerrahi, kemoterapi veya bu yöntemlerin farklı sıralamalarla kombinasyonu uygulanabilir. Cerrahinin temel amacı; kanserli kolon segmentiyle birlikte lenfatik drenajı içeren mezokolonun ve tutulmuş komşu yapıların çıkarılmasıdır. Günümüzde CME (Complete Mezokolik Eksizyon) adı verilen yöntem, kolorektal cerrahiyle uğraşan cerrahlar tarafından rutin olarak uygulanmaktadır. Bu ameliyatlar açık, laparoskopik veya robotik yöntemlerle yapılabilmektedir” diye konuştu.

Prof. Dr. Güralp Onur Ceyhan: “25-27 sene öncesi hastalarda yüzde 10 olan 5 yıl sağ kalım oranı, ameliyat sonrası şimdi yüzde 50-54’lere çıktı”
1
Gercüş’te kar nedeniyle kapanan yolda mahsur kalan ambulans kurtarıldı
2
DMM’den “Türkiye’ye BioNTech aşısı gelmedi” iddialarına yalanlama
3
Uzmanından anne adaylarına kış enfeksiyonlarına karşı korunma önerileri
4
Başkan Durbay’ın sağlık durumu ciddiyetini koruyor
5
H3N2’nin yeni varyantı dünyada yayılıyor, uzmanlardan Türkiye için uyarı
6
Yeşilay Genel Başkanı Dinç: “Bağımlılıkla mücadelede en önemli tedavi yöntemi zorunlu tedavidir”
7
Sağlık ekipleri karlı yolda zamanla yarışarak hastaya ulaştı